TARİHİNDE HAMZA LEVENT TARAFINDAN YAZILDI (gundemdesifre.net'ten alintidir.)
Nizama Adanmış Ruhlarız
Adanmak… Her şeyi geçip sadece Rabb’e teslim olmak… Yazarken çok kolay bu ifadeler, adanmışlık adına ortaya bir icraat koyamadan. Enazından “Allah Allah” deyip hamasi duygular ile hiçbir şeyin olmadığını bilerek kaleme almaya çalışıyorum sizlere anlatmaya çalıştıklarımı…
Mezarı bozkırın ortasındaki “tatlı” insanın resmini gördüm sosyal medyada. Tek başına ve yapayalnız duruyordu uçsuz bucaksız vahanın ortasinda. Hayatı hakkında bir iki şey dinlediğinizde “kasem” edebilirsiniz oralarda yalnız olmadığına.
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar ezanların dinmediği bir büyüktük biz. Bu geçmişi dinleyerek büyüdük ancak kahramanları bize yaşanacak ve idealize edilecek halde sunulmadan. Tuna boylarındaki şehitler, Ortaasya steplerinde tekbaşına yatan yiğit, Tanzanya’da bir ağacın gölgesindeki kahraman, yetmis yaşından sonra bile hayatın yeniden ter-ü taze olduğunu gösteren Hacı Ata ve mihmandarları Eyüp’teki peygamber arkadaşı… Daha niceleri ve binlercesi…
Kürsülerden gönlünüze inşirah salan bir yüce kame “nam-ı celil-i Muhammedi” ile tanıştırır sizi. Mus’ab bin Umeyr ile aynı yolda vazife görmeyi ve O’nun pratize ettiği hayatı yaşamayı teklif eder. Örnekleri kendinden bir hareket olursunuz gözü yaşlı ve dili dualı. Hamasete bir an-ı seyyalede bile yer yoktur hayallerinizde. Hem kalpde hem zihinde hem de dilde prangalıdır oysa hamaset; kendini başkaları için yaşamaya adanmda.
Ülkenin zor bir süreçten geçmekte olduğu herkesin malumudur. Her haberin ve her duyumun bu zaman dilinde her zamankinden daha fazla hassasiyetle yapılması iktiza etmektedir. Halis ve olayları idrakte zorlanan gönüllerin, “ tamamı ile ülkenin menfatinedir her şey”düşüncesi de olan milyonların, bir kez daha aynı delikten sokulmaması içindir azınlıkta kalanların; gayreti. Aslan yürekli bir kahraman gibi geçerler her türlü sevdadan. Ermiş olanlardan alırlar gayeyi hayali ve asla yenilmezler habis ruhlu düşüncelere. Onların üç beş kişi olduğuna aldanmamak gerekmektedir. Bazen tek bir adanmış yürek bile nice kuvvetli ekiplerden, takımlardan, kıtalardan ve ordulardan kuvvetlidir. Tarihimizin altın sayfaları bu isimsiz kahramanların hikaye ve destanları ile süslenmektedir.
Bir yandan görevinizi en iyi şekilde yapmaya çalışımak, diğer yandan özel yaşamınızdaki sorunlarla başa çıkmak zorunda kalmak ve sadece yaşatmak için yaşamak. Bu necip millet“Allah’ın adıyla” atıp gözünden vuran nice Bahadırlar yetiştirmiştir, onların kahramanlıklarını yazan Akifler ile birlikte…Tek sevdaları olmuştur, o da hep vatan üstüne. Nizama adanmış bir ruhla bir şehit namzedi olarak hep şeb-i arusunun peşinden koşmuştur.
Çetin ve çetrefilli günler yaşanmakta ülkemizde. İnsanlar patlamaya hazır barut fıçısı gibi bir hal almış durumda. Bunun hiçte hayra alemet olmadığını ülkedeki her akl-ı selim dile getirmektedir. Kullanılan dile ve yapılan beyanatlara herkesin azami dikkat göstermesi gerekmektedir. Ülkenin güneyinin kaynayan bir kazan halinde olması ve sürekli beklentilerin köpürtülerek insanların önüne sürülmesi anlaşılır bir durum değildir. Ülke üzerine karanlık planları olanların emellerine ulaşmaması için iri ve diri olmamız gereken günlerdeyiz. Farklı“havuzlardan” insanımıza sürekli hamasi ifadeler empoze edildiğine, maalesef, şahit olmaktayız. Müsbet düşünüp, müsbet hareket etmeyi kendine şiar edinenler bile bu süreçte nasıl davranacaklarını şaşırmışsa; durumun vehameti ortadır demektir!
Bu sürecin belki de en belirleyici ifadesi “havadan nem kapmak” ile özetlenebilir. Eskiler bu meseleyi çok güzel vecizeleştirmişler. İnsanların neredeyse yirmi dört saate yakın beslendikleri kanaldan, bir şeyler onlara enjekte ediliyor ve bunun eğriliği doğruluğu irdelenmeden onlarin vicdaninda kabul görüyorsa artık duvar nemi çoktan kapmış demektir. Bu nemle bu duvar uzun yaşamaz ve en ufak bir sarsıntıda çökebilir.
“Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” Hacurat Suresi 6. ayette böyle buyuruyor Allah. Adanmışlara atılan iftiraları hiç araştırmadan ve geçmişe ait yaptıklarıda belli olanların gözardı ederek zanlarda bulunmak ne acı olsa gerek.
Nizama, vatana, davasına, sevdasına ve uğrunda ölebileceği bir hayale bile adanmış olmak nasıl bir yiğitliktir? Her şeyinden vazgeçip idealleri uğruna bozkırların göbeğinde, Eyüp’ün kalbinde ve bir daha dönmemek üzere Ashab-ı kiramdan günümüze kadar nice isimsiz kahramanın yaptıklarını bir kalemde yaddan silmenin adı mı kahramanlık? Bu operasyon nice değer biçtiklerimizin “özgül ağırlığını” görmemize vesile oldu. Ancak istiyoruz ki biz yanılmış olalım. “Yanlış duymuş, yanlış görmüş ve yanlış anlamışız” diyelim. Diyelim de bu fitne ve münafıklık ateşi daha fazla bizi yakmasın. Bu sefer nemi kimin kaptığı aslında çok net bir şekilde ortadır. Kısa bir zaman son yıkılan nice aşılmazları göreceğiz Allah’ın izniyle!
Bizler operasyonlara çok ama çok açığız. Her türlü operasyonu üzerimizde deneyebilirsiniz. Ancak unutulmaması gereken bir ayrıntımız var; biz hep beraber “Nizama adanmış ruhlarız”. Asra mührünü vuran Zat ne güzel demiş, “Bizler muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yok”.
Hamza LEVENT
@LCAKIROGLU
hamzalevent@gmx.at
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder