"DARBE" DENEN MEL'UN by @heryerhizmet
Vel hasili kelam hic bir darbe ilerici olamayacagi gibi 27 Mayis'da ilerici degildi ve kanimca bu darbede de en buyuk zarari bastirilmis etnik grup olan Kurtler gorecek, Ataturk ve kismi silah arkadaslarinin (kismi diyorum cunku getirilen rejime bi cok silah arkadasi dahi onay vermemistir) kendilerini ve siyasi rejimlerini korumak adina kurduklari cenderede biraz daha ezileceklerdi. Nitekim 27 Mayis darbesinde 49 Kurt aydini idamdan zor kurtulmustu. Hapishane iskencelerinin en onursuz olanlari ise 12 Eylul darbesinde Diyarbakir Cezavinde yasanmis, ozellikle kadinlara yasatilan rezillikleri, bu gozler okumaya dahi dayanamamisti...
27 Mayis darbesinin benim gozumde en onemli parcalarinin birisi, darbe bildirisini radyolardan okuyan kisiydi. Bu zat, adi milleyetci hareketle yan yana anilacak, Turk saginin onderi olacak olan Kurmay Almay Alparslan Turkes'di. Kendisini Muhsin Yazicioglu'nu partisinden ihrac etme surecinde gazetecilerden kose bucak kacarken hatirlayacagimiz (bakiniz aksiyon dergisi: Cile dolu bir hayat, sivil ve demokrat bir adam, 2009 yazisi) Turkes'in siyasi hayatinin oncesi de buyuk lekelerle doluydu ki milliyetci kimlige tarih boyunca baska hic bir sey olmasa bile bu utanc yeterdi.
Darbe geneline donersek, en nihayetinde "darbeler" ac gozlulugun yarattığı siyasi ve ekonomik guc kavgasinin sonucudur. Kendi ekonomik ve siyasi ayricaliklarini; kendi disinda kalan emekcileri ve diger siniflari, diger politik yapilanmalari etkisiz hâle getirerek saglama alma cabasidir. Ortada hicbir demokratik hak ve orgutlenme kalmadigindan, kendilerine direnebilecek tum olusumları en vahsi yontemlerle imha ederler. İdam sehpalari, iskence odalari, toplu imhalar, kaybedilenler, surgunler gunluk hayatin parcasi olur. Darbeler bir kez gerceklestikten sonra, ona direnmek neredeyse imkansiz hâle gelir. Bu noktada insan ister istemez Taha Akyol'un o dehset engiz analizini animsar: Turkiye'de ki tek sorun pastadan pay alma derdidir ve her darbe girisimde birileri kendi paylarini buyutup digerlerini yok sayma derdine duser...
Tum darbeler bir iktidara karsi yapilir ve darbecilerin inlerinden firlama anlari -en uygun zamani bulma- hic degismez. En uygun an, genel itibariyle iktidarin halkin gozunde guven kaybina ugramasi, halkin demokrasi isteklerine goz kapatmasi, muhalefetin ise dis kapinin dis mandali konumunu benimsemesiyle olusur. Turkiye darbelerine baktigimizda bunu daha net gormek mumkundur. 28 Subat "post modern" darbesinde, halkin Susurluk'ta siyaset, derin devlet ve mafya iliskilerinin ortaya cikarilma isteklerine "Donemin Basbakan'i :) Erbakan'in "bunlar fasa fiso" demesi, akabinde Adalet Bakini Kazan'in 30 milyon insanin katildigi "Aydinlik bir ulke icin bir dakika karanlik" eylemi icin "bunlar mum sondu oynuyorlar" aciklamalari (bugun kullanilan ifadelerin uvey kardesleri) iktidarin halkin taleplerine ne kadar uzak oldugunu gosterdi hatta bununla da kalmadi, darbecilere "ne seriat, ne darbe" sloganini hediye etti. En nihayetinde kuruldugu gunden itibaren Turkiye Cumhuriyetinde her vaka, uc buyuk yalan sac agayina bagliydi: Seriat, Kurtler ve Komunizm. Bu seferde Seriat soylemleri ise yaramis bir hukumet daha nihai nefesini vermisti. Nihayetinde bizim "kocaman" cumhuriyetimizin temelleri dahi 31 Mart'ta sozde seriat icin ayaklanan askercikleri bastirmakla atilmisti. Bu yalan sac ayaklari diger darbe girisimlerinde kullanilmak icin her daim ulkede canli tutuldu, nitekim yazilan kitaplar yillarca o donemdeki dindar kesimi asagilamayi gorev edindi ki benim kanima en cok dokunanini Ayse Kulin "Foto sabah resimleri" adini verdigini romaninda kaleme aldi.
Darbelerin karsisinda durmanin en olur yolu halkin isteklerine kulak vermek, "adam" gibi bi demokrasi insaa etmekti. Hani su Turkiye'de bi turlu basarilamayan sey! Kendinden olmayana yasam hakki sunmak, en genel anlamiyla "Yaratilani yaratandan oturu sevmek" her siyasi iktidarin en buyuk vazifesiydi. Ne zaman ki iktidarlar bunu unuttu, darbeciler ulkede hortlamaktan hic geri durmadi. Gunumuzde olanlar ise darbe soylemlerine yepyeni bi boyut kazandirdi ve bize darbelerin sadece asker kaynakli olmayacagini ogretti. Sadece askerin degil secilmis insanlarin da hukuk denen seyin (artik biz ne oldugunu tam olarak idrak edemez olduk) ustunlugunu yok sayilabilecegini gorterdi. Iftiranin, cirkefligin asker eliyle degil, secilmisler eliyle de tesvik edilebilecegini gorduk. Dahasi biz, otoriter rejimlerin en buyuk ozelligini "insanlarin cocuklarinin gelecegi icin korkutuldugunu/korktugunu" gorduk. Darbe donemlerinin meshur sloganlari irtica ve seriat soylemlerinin yerine "Paralel devlet" olgusunu koyup iki dakika dusunmeyi denediginizde gordugunuz tablo o gunlere rahmet okutmuyorsa kusura bakmayin ama o gunleri hala net gorememissiniz demektir."
@heryerhizmet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder